SOĞUKKANLILIKLA TRUMAN CAPOTE

media5335a6fde9967.png
(0/10 Puan)

Soğukkanlılıkla Truman Capote

A+ A-

Çocukluğumdan beri cinayetlere, cinayet analizlerine ve çözümlemelerine karşı duyduğum ilgi ve alakadan, artık beni takip eden herkes haberdardır. En büyük hayalim kriminolog olmaktı ancak, hayat beni bir eş ve anne olmaya daha layık ve yatkın görmüş olmalı ki, şu an bulunduğum yerdeyim. Bulunduğum yeri hafife alıyor, hakir görüyor değilim bilakis, çocuklarımın büyümesiyle birlikte anneliğin sadece çocukların kişisel bakımı, psikolojik gelişimi vs. olmadığının farkına varıyorum. Ve hatta, üstüne üstlük çoğu zaman dedektif olmanın gerektiğini de keşfettim! Belki de sadece anne olarak, yapmak istediğim birkaç mesleği bir arada yapabilirim, ne dersiniz?

‘Soğukkanlılıkla’, kitabını ilk defa, severek takip ettiğim bir blogda (beyazkitaplik.blogspot.com) gördüm. Yorumdan o kadar etkilendim ki, hemen not ettim ve birkaç ay sonra da okudum.

Hapishanede tanışan Dick Hickok ve Perry Smith, hayatlarında bir kez bile görmedikleri, kendi halindeki dört kişilik Clutter Ailesi’nin evine girerek, para ya da kasa ararlar. İstediklerini bulamayınca da ailenin bütün fertlerini vahşi bir şekilde öldürürler. Hikaye, cinayet evvelinden başlıyor. Clutter Ailesi’nin ve katillerin cinayet öncesindeki durumları, cinayetlerin işlendiği anlar, sonrası ve mahkeme süreci anlatılmış kitapta. Katillerin psikolojik analizi yapılmış, ki o kısım en sevdiğim kısımdı malumunuz.

Kitabın, gerçek bir cinayetin anatomisi olması, yani kurgu olmaması zaten başlı başına okuru etkileyen bir şey. Capote, haberi gazetelerden okuyup, muhabir arkadaşı Harper Lee ile birlikte, tanıklarla, polislerle ve katillerle görüşüp yazmış bu kitabı. (Bu ayrıntıyı yukarıdaki blogdan aldığımı belirtmek isterim.) Kitabı çok beğendim, olumsuz olarak söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Yalnızca, kitap zaten konu itibariyle ağır ve okurken ayrıntı atlanmaması gerekirken, paragraflar o kadar uzun ve yoğundu ki, çoğu zaman gözlerim yoruldu, cümleler karıştı, ve uzun paragrafların yoğun olduğu her kitapta yaşadığım gibi klostrofobik oldum. Ne kadar çabalasam da bu duruma engel olamıyorum. Çok uzun paragraflarla yazılmış romanları okurken, boğulma hissi yaşıyorum maalesef. Bu yüzden de iki-üç günde rahatlıkla bitirebileceğim bir kitabı daha uzun sürede ancak okuyabildim.

Yukarıda belirttiğim şeyler, size engel olmasın. Kitap kesinlikle okunması gereken, çok iyi yazılmış, çok emek verilmiş, bence on numara bir kitap. Beni olumsuz etkileyen sadece diyalogların bile paragrafların içinde verilmesi, her sayfanın tıklım tıklım dolu olmasıydı ki, bu da sadece beni bağlayan bir şey. Buna rağmen, durumun kitabı bitirmekten beni alıkoyamadığını da görmenizi isterim. Beyaz Kitaplık adlı blog, olayın fotoğraflarını bulmuş ve cinayetin kısa bir özetini çıkarmış. Ben bayıldım, belki sizin de ilginizi çeker;

http://beyazkitaplik.blogspot.com/2012/08/sogukkanllkla-truman-capote.html

Haftaya görüşmek üzere!

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.