TRİSTRAM SHANDY BEYEFENDİ'NİN HAYATI VE GÖRÜŞLERİ LAURENCE STERNE

shandy
(0/10 Puan)

Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri Laurence Sterne

A+ A-

Hasan Ali Toptaş’ın ‘’Harfler ve Notalar’’ kitabında bahsettiği,  ‘’Kuşlar Yasına Gider’’ kitabında da kurgusunda yer verdiği roman ve yazarını, ne yazık ki, daha evvel duymamıştım. Yerli- yabancı yorum ve araştırmalara göz attıktan sonra okumayı erteledim. Biraz gözüm korkmuştu. Gittiğim o ünlü, kocaman kitapçılarda da romanı bulamadım. Doğum günümde kardeşime emrivaki yapınca, sağ olsun, kitabın peşine benim yerime o düştü. Hem de ilk baskısını bulmuş. Eh, kardeş dediğin biraz da böyle zamanlar içindir.

Kitaba geçmeden önce Sterne’ün hayatına kısaca değinmek isterim. 1713’te İrlanda’da doğan Sterne, çocukluğunu yoksulluk içinde geçirdi. Başarılı bir öğrenciydi ancak babasının ölümünden sonra okuldan ayrıldı ve birkaç yıl avare gezdi. Derken Cambridge Üniversitesi’nde felsefeyle ilgilendi. Bu sırada ilk şiddetli akciğer kanamasını atlattı, tüberkülozdu… Okulu bitirdikten sonra papaz olarak atandı ve uzun süre bu işi yaptı. Bu sıralarda gazetelere siyasal yazılar yazdı. Elizabeth Lumley ile evlendi ancak karısını sürekli aldattığı için çatışmalarının sonu gelmedi. Çocuklarının birkaçının ölü doğması karısını derinden etkiledi. Masrafları kendisi üstlenerek ‘’Tristram Shandy’’ yayımlandığında büyük ilgi gördü ve beğenildi. Tüberküloz sesini etkilediği, siyasi yazıları da kiliseyi rahatsız ettiği için vaizliği bıraktı ve doktorunun tavsiyesi üzerine Fransa’ya gitti. İngiltere’ye döndü ancak sağlığı tekrar bozuldu. Temiz hava için yaptığı yolculuklar da işe yaramadı ve 1968’de hayata veda etti. Son sözü ‘’Şimdi geldi.’’ydi…

‘’Tristram Shandy Beyefendi’nin Hayatı ve Görüşleri’’ adlı kitap dokuz cilt halinde yayımlanan, Sterne’ün en ünlü eseri. Kitapta, Tristram Shandy Beyefendi hayatını anlatır. Fakat ikinci cilde geçtiğimizde dahi henüz beyefendinin doğumu gerçekleşmemiştir. Kitabın sonlarına doğru doğar doğmasına da sonra da kaybolur gider… Peki konu bu kadarcıksa bunca cildi dolduran sayfalarda neler anlatılıyor? Orhan Pamuk’un çok uzattığı ama buna rağmen beğendiğim önsözünde, uzun uzadıya bahsediliyor. Tristram Shandy, konuşmayı seven, anlattığı konuya kendini kaptıran ama anlattığı konuların çağrıştırdığı başka konuları da anlatmayı sevdiğinden,  bir türlü sadede gelemeyen, matrak, zeki, kültürlü, tuhaf, takıntılı ve sempatik bir adamdır. Kitapta amcası Toby ile Vaiz Yorick ile ettiği sohbetlere yer veriliyor. Bir rivayete göre kitaptaki vaiz, Sterne’ün kendisiymiş. Shandy Amca’nın daldan dala atlaması, muzip ve çocuksu olması bahsettiği konuların, değindiği noktaların boş olması manasına gelmiyor elbette. Sterne’ün romanı sadece yazılma şekliyle değil, bahsettiği konularla da dikkati çekiyor. Yazarın vaizliğinden geliyor olsa gerek, kitapta şiirsel, çoğunluğa seslenen bir tarz, bir vaaz kokusu yok değil ama bu, değil kitabı sıkıcı kılmak, okumayı daha keyifli bir hale getiriyor. Shandy, bir konuya büyük bir heyecanla başlıyor, okuyucu da hevesleniyor elbette. Sonra bir bakıyorsunuz konu başka taraflara gitmiş. Nereden başladığınızı dahi unutabiliyorsunuz. Bu noktada ‘’Çavdar Tarlasında Çocuklar’’ın 172-173. Sayfalarında, Holden ile öğretmeni arasında konu dağıtma üzerine bir diyalogları vardır. Uzunca bir diyalogtur o. Konu dağıldığında, belki de o zaman esas konudan bahsedilmeye başlandığı ifade edilir. Shandy Amca’nın da yaptığı budur bence.

Sterne’ün felsefe çalışmaları yaptığı yıllarda etkilendiği filozofların esintileri var kitapta. Ancak, maalesef, bunlardan bahsetmek –şimdilik- bana düşmez. Okuyanların bazılarının yarım bıraktığı, kiminin okumaya cesaret edemediği ‘’Tristram Shandy’’ benim hayatımda büyük bir yer etmedi ama özellikle tarzı bakımından unutlmaz mı? Kesinlikle evet! Sterne, karnını doyurmak için değil, meşhur olmak için yazdığını söylemiş ama karnını da doyurmuş, meşhur da olmuş. Ruhu şad olsun. 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.