ÜÇ İSTANBUL MİTHAT CEMAL KUNTAY

ucistanbul
(0/10 Puan)

Üç İstanbul Mithat Cemal Kuntay

A+ A-

İstanbul, güzel şehir… Eskiden daha güzelmiş elbette. Güzel görmek isteyene şimdi de güzel ancak biraz zorlanıyor insan. Ben zorlanıyorum mesela… Göklere uzanan binaları, estetik anlayışından yoksun lüks evleri, üstünden asfalt geçen eski mezarları, duvarlarına yazılar yazılmış ve musluğu sökülmüş eski çeşmeleri, her adımda karşıma çıkan alışveriş merkezlerini, ağaçsız caddeleri ve yanına moloz yığınlarının atıldığı tarihi yapıları görmeden tahayyül etmek istiyorum İstanbul’u, öyle hatırlamak istiyorum ancak pek mümkün olmuyor. İstanbul dendiğinde aklıma ilk bunlar geliyor artık… Mis gibi Boğaz’ımıza bakmıyor, pisletiyor fakat sitelerin bahçesinde yapay göller yapıyoruz. Çirkin gökdelenleri yapmak için yılların çamlarını keserken yerine, iklim şartlarına dahi uymayan palmiyeler dikiyoruz. Mahalle kavramı birkaç seneye iyice yok olacak çünkü şirketler evleri boşalttırıp, o arsalara kocaman villalar yapmak için ev sahiplerini ikna etmek için her koldan çalışıyorlar. Komşuluk kavramı da yok olduğundan, eski Türk Filmleri’ndeki gibi birlik olup evine arsasına sahip çıkma gibi bir girişimde de bulunmuyor insanlar. Daha düşünsem neler gelir aklıma da işte, şu anda konu bu değil. Aslında bu yazdıklarımın kitabın konusuyla da alakası yok ama son zamanlarda İstanbul’un haline o kadar üzülüyorum ki, yazmadan edemedim.

Hasta annesiyle birlikte Aksaray’da yaşayan Adnan hukuk öğrencisi, edebiyata düşkün genç bir adamdır. Mesleğini yapmak istemeyen adamın en büyük hayali kitap yazmaktır. Özel ders vererek de geçimini sağlayacağını düşünür. Hasta annesini tedavi ettirmek amacıyla, arkadaşı Hidayet’in sayesinde, maliye nazırının kızı Süheyla’ya edebiyat dersi vermeye başlar. Adnan, Süheyla’yı oldukça alaturka, içe dönük ve kültürsüz bulmaktadır fakat genç kız Adnan’a aşık olur.  Diğer taraftan Adnan, Avrupa’da staj yapmakta olan Miralay Hüsrev’in karısı Belkıs’a da ders vermektedir. Belkıs, Süheyla’nın aksine modern, dışa dönük ve kültürlü bir kadındır. Adnan, Belkıs’a aşık olur ve Süheyla’yı küçük görmeye başlar.  Süheyla’nın babası kızının aşık olduğunu anlayınca, böyle bir evliliği uygun gördüğüne dair Adnan’a haber yollar ancak Adnan annesinin hastalığını bahane ederek teklifi geri çevirir. Genç adam, Belkıs ile Süheyla arasında gel-gitler yaşar ve sonunda, Belkıs’ın kendine uygun olmadığını düşünerek Süheyla ile evlenmeye karar verir. İlerleyen derslerde, Süheyla’nın hiç de göründüğü gibi kültürsüz, bilgisiz ve cahil olmadığını anlaması bu kararında etkili olur fakat Adnan’ın teklifi genç kızın reddiyle karşılık bulur. Böylece  Adnan için Süheyla konusu kapanır. Takip eden günlerde Adnan’ın, Macide adlı bir kadınla yaşadığı kısa süreli serüven hamilelikle neticelenince,  çocuğun aldırılmasına karar verilir. Adnan çocuktan kurtulduğuna sevinirken, Macide başka düşünceler içindedir. Derken Adnan’ın İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilişkisi duyulunca hapse atılır. Annesi o tutukluyken veremden ölür ve Adnan, cezasını çekmek üzere Trablus’a sürülür. Meşrutiyet’in ilanıyla geri dönen adam, İttihatçıların gözdesi olur. Belkıs’le evlenir, avukatlık yaparak büyük paralar kazanır. Karısıyla arasındaki kültürel farkı kapatmak için Şişli’de konak tutar, içini dönemin en pahalı ve moda mobilyalarıyla döşeyerek alafranga bir hayat yaşama çabasına girer. Ne var ki Adnan, bütün çabalarına rağmen, karısının gözünde sadece bir hocadır. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin gücünün azalmasıyla Adnan’ın da eski itibar ve kuvveti kalmaz. Öte yandan İngilizler tarafından aranmaktadır. Para kazanamadığı için bir tanıdıklarının evinde karısıyla birlikte sığıntı gibi yaşar. Kocasının çöküşüne tanık olan Belkıs, Adnan’dan boşanarak Rus Prensi ile evlenir. Fakat hayatı hiç de düşündüğü gitmez. Yaşadığı sıkıntılar sonunda bunalıma girerek intihar eder. Adnan bu sıralar bir otel odasında yaşamakta, İttihat ve Terakki’nin yeniden yönetimi ele alacağı, böylece kendinin de yeniden söz sahibi olacağı günleri hayal etmektedir. Ancak işler düşündüğü gibi gitmez, bir de üstüne verem olduğunu öğrenir. Onun bu haline üzülen yardım eli de çok uzaklardan uzanır…

İstanbul’un; İstibdat, İttihat ve Terakki ve Mütareke Dönemleri' ni anlatan ‘Üç İstanbul’, ilk kez 1938 yılında yayımladı. İstanbul’un üç döneminin anlatıldığı sırada, romanın kahramanı olan Adnan’ın da hayatının üç döneminin anlatıldığını yukarıda yazdıklarımdan anlayabilirsiniz. Önceleri fakir ama idealist olan genç, bir zaman sonra zengin ve kuvvetli bir adam olur fakat hasta ve mutsuz olarak ölür. Adnan’la birlikte kırka yakın kişi var romanda. Diğer kişilerin de hayatı anlatılarak  İstanbul’un içinde bulunduğu politik ve sosyolojik  durumların tasviri yapılıyor. Bununla birlikte dönemin kıyafetlerini, evlerini, resepsiyonlarını, müziklerini ve hatta yemeklerini dahi gözünüzde canlandırmanız mümkün zira Kuntay bütün bunları ince ince yazmış kitabında. Böyle bakıldığında kitap ‘’Oku Oku bitmez…!’ gibi gözükse de bitiyor. Yazarın her ayrıntıya değinmesine rağmen sade, akıcı ve anlaşılır bir üslubu olduğunu düşünüyorum. Romandaki ince espriler ve ironiler de okumayı keyifli bir hale getiriyor elbette. Adnan’ın buhranlarla dolu hayatının, kadınlara olan zaafıyla allah bullak olmasını bir kenara koyarsak ‘Üç İstanbul’ un, Osmanlı Devleti’nin hangi şart ve durumlar altında çöküşe sürüklendiğini anlatan tarihi bir roman olduğunu söyleyebilirim. Eğer kitabın çok uzun ve karışık olduğunu düşünürseniz, 1983 yılında Bülent Oran’ın senaryolaştırdığı, yönetmenliğini de Feyzi Tuna’nın yaptığı aynı adla yayınlanan diziyi de izleyebilirsiniz. Tabii aynı tadı verir mi bilemiyorum…

Yapılan yorumları okuduğumda, dilin ağırlığından, birçok eski kelime olduğundan sık sık sözlüğe bakıldığı için zor okuduğundan bahsetmiş insanlar. Benim okuduğum kitap 1983 basım olmasına rağmen böyle bir zorluk yaşamadım. İnsanların biraz da eski basımların üzerine eğilip, eski keliemelere aşina olmaları iyi olur bence. Zira bazı duygular o kelimelerle çok daha iyi ifade ediliyor çoğu zaman. Ben de böyle zamanlarda eski kafalı olmanın avantajını yaşıyorum işte.

 

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.