VAHŞETİN ÇAĞRISI JACK LONDON

media5769349b662ac.png
(0/10 Puan)
1 Yorum

Vahşetin Çağrısı Jack London

A+ A-

Seneler evvel katıldığım bir eğitimde, bir insanın gerçekten kibar ve saygılı olduğunun ancak panik anlarında anlaşılabileceğini söylemişlerdi. Buna örnek olarak da binada yangın çıktığı söylense, insanların odadan çıkarken nasıl hareket edecekleri üzerine düşünmemizi istediler. O anı hiç unutmam. Bundan yaklaşık on dört sene kadar evveldi, henüz on sekiz yaşındaydım ve kendimi eğitme derdindeydim. Yaradılış olarak zarif olduğum söylenemez ama kibar bir insanımdır. Bu hal kimi zaman enayilik derecesine kadar gelir, çevremde alay konusu olurum. Fakat o an, bir yangın haberi karşısında kendimi hayal ettiğimde, nezaketimin zerresini görememek beni oldukça rahatsız etmişti. O günden sonra uzunca bir süre, bir şey ‘olmakla’, öyle ‘davranmak’ arasındaki farkı düşünüp, kendime bir yol çizmeye çalıştım. Verilen en zor kararlardan biri, kişinin ne ve nasıl olmak istediği olsa gerek. Ancak iş, bununla da bitmiyor. İnsanın önüne birçok engel çıkıyor, insan kimi zaman kendini dahi tanıyamayacak duruma gelebiliyor. Çevrem her ne kadar beni bu yorumum dolayısıyla eleştirse de ben aksini düşünemiyorum bir türlü; insan olmak kolay değil…

Alaska’da altın bulunmasına dair haberler, insanların dikkatini çeker. Herkes Klondike’ye gitmek için hazırlık yapmaktadır. En önemli ihtiyaç da, kızak çekecek güçlü köpeklerdir. Buck, kırma bir çoban köpeğidir. Emekli bir yargıçın evinde, rahat bir hayat yaşamaktadır. Ancak evin bahçıvanı, kumar borcunu ödemek için Buck’ı çalarak, kızak köpekleri eğiten bir adama satar. Hoyratça trene bindirilip yeni eğitmenine teslim edilen Buck, kendini aşağılayan insanlara karşı öfke doludur. Kafesinin kapağı açılır açılmaz eğitmene saldırır ancak aldığı sopa darbeleriyle ilk büyük dersini de alır; elinde sopa olan adam kendisinin hakimidir. Ardından eğitmen onu Kanada hükümeti için çalışan posta taşıyıcılarına verir ve Buck kızak köpeği olur. Rahat ve sakin yaşamından sonra, vahşi bir hayata adım adan Buck, burada eskimo köpekleriyle tanışır. Bunlar oldukça acımasız köpeklerdir. Buck’ın, sahiplerinin öğrettiği her şeyi çabucak öğrenmesi, en az kızak köpekleri kadar hızlı koşabilmesi, diğer köpekler arasında kıskançlığa ve öfkeye sebep olur. Yaşanan bir dizi olay sonrası Buck, köpeklerin lideri olur, ardından birçok insan buzullarda kaybolup hayatını kaybeder ve onun yolu John Thornton’la kesişir.

Jack London’ın önemli eserlerinden biri olan ‘Vahşetin Çağrısı’ndaki olaylar, Buck’ın bakış açısından anlatılmakta. Birçok olayın art arda olduğu kitapta, tempo düşmüyor ve okur, önceleri evcil ve sakin bir köpeğin, yaşadığı şartlar altında nasıl hırslı ve vahşi bir köpeğe dönüştüğünü an be an izleme şansı yakalıyor. Zaten kitabı bu kadar etkileyici yapan da bu değişime tanık olmak sanıyorum. Hikaye ne kadar bir grup köpeğin mücadelesini konu alsa da, yaşanan olayları ve bu olayların yarattığı hisleri ve durumları, insanlar üzerinde uyarlamak ve görmek mümkün. Yani London, köpekler üzerinden biz insanoğlunu anlatıyor aslında. Oldukça rahat okunan, akıcı bir kitap. Genelde çocuklara tavsiye edilen kitaplar arasında yer alsa da ‘Vahşetin Çağrısı’nı yetişkinler de ilgiyle okuycaklardır. Bana gelince, bu kitabı keşke ergenliğimin ilk çağlarında okumuş olsaydım diye hayıflandım. Elbette çok başarılı bir kitap fakat seneler geçti, ben yaş aldım, birçok şey gördüm, nice aklı selim insanın nasıl gaddarlaşabileceğine tanık oldum ve hayatın kendisinde bunları yaşayınca, kitapta anlatılanlardan pek etkilenemedim. Yetişkin olmanın katlanılmaz ve aynı zamanda da kaçınılmaz trajedisi benim için bu; şaşıramıyor olmak. Halbuki tecrübeyi hep överlerdi ve ben onu bir şey zanneder, hayatta her şeyi deneyemeyeceğim için en azından okuyarak bir tecrübe kazanacağımı düşünür kitaplara sarılırdım. Keşke tecrübe kadar sezgiye de önem verselerdi…

Her zaman söylerim, hayatta bazı şeylere geç kalabilir insan ve her yaşta her şey yapılamaz. Başka birçok şeye olduğu gibi, kendi adıma, ‘Vahşetin Çağrısını’ okumaya da geç kalmışım. Henüz kirlenmemişken okusaydım, muhakkak daha farklı bir tat alırdım. O yüzden genç arkadaşlara kitabı özellikle tavsiye ediyorum, beğeneceklerdir.

 

Benzer Kitaplar
1
YORUMLAR
Yorum Yaz
Özgürcan
22.06.2016 01:28

Gerçekten de tecrübe kazanmak için onca insan(bende dahil) birbiri ile yarışırken ve bunu bir marifet olarak görürken mevcut duruma farklı bir açıdan bakarak geç kalınmış bir zamanda, oluşturduğu duygu yoğunluğunu farkederek bu durumu kaleme almanız hayli manidar ve zihinsel açıdan yaratıcı olmuş..

* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.