YABAN YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

media54c5ca0caeebb.png
(0/10 Puan)

Yaban Yakup Kadri Karaosmanoğlu

A+ A-

Son yıllarda insanların duyarsızlaştığından ve bencilliğinden şikayet ediliyor. Herkes bundan yakınıyor ancak, o beğenmediği topluluğun bir ferdi olduğunun, kendisine de görev düştüğünün farkında değil ya da üstüne alınmıyor. Güya farkında olanlarsa ‘aşırı’ duyarlı. O kadar duyarlılar ki, insan duyarlılıklarından şüphe eder vaziyete geliyor. Eğitim seviyesinin yükselmesiyle, daha sağ duyulu ve farkındalığı yüksek bireylerin çoğalması beklenirken, kendi gibi olmayana tepeden bakan ve halkından bihaber insanlar göze çarpmakta. Eğitim sisteminde yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğu aşikar ancak kişinin karakteri ve kendini yetiştirmesi açısından üzerine düşen vazifelerin olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Bu anlamda, cehalet nedir? Kime cahil denir? Bunları düşünmeden edemiyorum…

Ahmet Celal, yedek subay olarak katıldığı I. Dünya Savaşı’nda kolunu kaybeden bir paşa çocuğudur. İngilizlerin İstanbul’a girmesi sebebiyle, emir erinin çağrısına uyarak, Orta Anadolu’daki bakımsız ve unutulmuş bir köye yerleşir. Ona göre, hayat kendisi için sonra ermiştir ve bunalımdadır. Pek fazla konuşmayan, sürekli etrafını ve insanları inceleyip düşünen Ahmet Celal’i, yabancı olmasından dolayı, köy halkı ‘yaban’ olarak tanımlamaktadır. Genç adam, Kurtuluş Savaşı’nın nedenlerini, ulusun bağımsızlık davasını, köylüye ne kadar anlatmaya çalışırsa çalışsın, kimseyi kendine inandıramaz. Köyde dostluk kurduğu insanlar, sadece 3-5 kişiden ibarettir. Öte yandan, köyde oldukça itibar gören ağa ve şeyhler halkı sömürmekte, halkı aydınlatmaya çalışan Ahmet Celal’e engel olmaya çalışmaktadırlar. Ülkenin tamamı işgal altındadır ancak, köylü derin bir uykudadır. Yunan Birlikleri’nin art arda köye girmesiyle, zulumler, ölümler, yağmalamalar ve tecavüzler yaşanır. Köy talan olur. Büyük umutlarla Türk askerinin gelmesini bekleyen Ahmet Celal, dayanamayıp sevdiği kız ile köyden kaçar ancak yolda, ikisi de yaralanırlar.

Karaosmanoğlu, cehaletin insanı nasıl da duyarsızlaştırabileceğini anlatmaya çalışmış ve doğrusu bunu da başarmış. Ancak, halkın cahil kalmasının sebeplerini de çok başarılı bir şekilde irdelemiş. Parmak bastığı konular ve yaptığı eleştiriler çok doğru ve isabetli bir yere oturmuş, bana göre. Günümüzde halkını aşağılayarak, ne bir sebep ne de bir çözüm önerisi sunmaktan aciz kitleden, bu manada oldukça farklı bir yere oturuyor. Köylü ve aydın arasındaki uçuruma dikkat çeken yazar, aydınların halkını yüzüstü bırakmasından şikayetçi. Pek de haksız olmasa gerek…

Ahmet Celal’in köyde yaşadıkları ve gözlemlediklerini yazdığı bir anı defteri olarak okuyucuya sunulan kitap, genç arkadaşlar tarafından sıkıcı bulunsa da, ben çok severek okudum. Yazar, roman kahramanlarının dış görüntüsünden ziyade, ruhsal dünyasının tasvirlerine yer vermiş. Daha evvel okuduğum, ‘Kiralık Konak’ kitabıyla bu bakımdan benzeşmekte. Eski basımdan okuduğum için dil ve üslup bakımından yeni basımlarla kıyaslayamam ancak, oldukça seri okuduğumu, cümlelerin akıp gittiğini söyleyebilirim.

Her kitap okuyucuyu mutlu edemez. Bilakis, çoğu yazar ve okurun ortak fikri, iyi bir kitabın okuyucuyu huzursuz etmesi gerektiğidir. Bana göre ‘Yaban’, bunu çok iyi başarıyor. Kendi insanından uzaklaşmış, anlamaya ve düşünmeye uzak, sadece kusur bulma ve aşağılamayla yetinen sözde aydınları ve kendini aydın zannedenleri rahatsız edecek bir kitap ama, tabii ki anlayana…

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.