YALNIZIZ PEYAMİ SAFA

media558aadcd70415.png
(10/10 Puan)
1 Yorum

Yalnızız Peyami Safa

A+ A-

Yalnızlık ve yalnızlığa dair kitaplar okumaktan büyük keyif alıyorum. Yalnızlığın kendinden de aldığım gibi.. Geçen haftaki yazımda da aynı konudan bahsediyor olmam tesadüf olmasa gerek. Ne var ki, şimdiye kadar okuduğum onlarca yalnız roman karakterini bir türlü birbirine benzetemem. Hepsi yalnızdır, aralarında yalnızlıklarının benzeştiği durumlar vardır ama hepsi tek tek şahsına münhasırdır, bana göre. Bu yüzden de hepsinin yeri ayrıdır benim için. Ancak, biri vardır ki, onun yalnızlığı gibi bir yalnızlık ne gördüm ne de okudum şimdiye kadar. Onun yalnızlığı insana acı veren, teslim olunmuş ve başka türlüsü ihtimal dahilinde görülmeyen, hem tercih edilmiş hem de maruz kalınmış ama kesinlikle kabul edilmiş bir yalnızlıktır. Türk Edebiyatı’nda Yusuf Atılgan’ın yarattığı bir Zebercet yalnızlığı vardır ki, sormayın gitsin…

İstanbul’da bir köşkte, annesi ve dayılarıyla birlikte yaşayan Selmin, bir akşam yemeği sırasında hamile olduğunu  ve Fransa’ya giderek çocuğunu orada doğuracağını söyleyince ortalık birden bire karışır. Annesi Mefharet, baba adayını öğrenmek için ne kadar ısrar etse de Selmin’in ağzından bir türlü laf alamaz. Bunun üzerine Mefharet, küçük kardeşi Besim’le olayı istişare etmeye başlar ve gelişen bazı olayların da etkisiyle kadın, büyük erkek kardeşi Samim’den şüphelenir. Samim, yaşadığı dünyanın düzeni ve insanların halinden yorulmuş, tuttuğu defterde Simerenya adında hayali bir ülkeden bahseden, yalnız bir adamdır. Defterde aynı zamanda, ismini zikretmeksizin genç bir kıza duyduğu aşktan da bahsetmektedir. Mefharet, Samim’in defterini okurken bu adsız kızın kendi kızı Selmin olduğuna ikna olsa da, bir süre sonra Selmin’in niçin bir hamilelik yalanı uydurduğu ortaya çıkar. Böylece aile rahatlar. Ancak Samim açısından sular durulmak bilmez. Meral’e duyduğu aşkın yanında, genç kızın özendiği hayatın tehlikelerinin farkında olmaması, en yakın arkadaşı Feriha’nın hayatına özenerek her şeye materyalist bakması ve bu yolda kendini harcayacak hatalar yapabilme ihtimali Samim’i oldukça üzmektedir. Meral ise, Fransa’da yaşlı bir adamla evlenmek için pasaport işlemlerine başlamıştır ancak, tam evden kaçacağı sırada ummadığı bir sürprizle karşılaşır.

‘Yalnızız’ı anlatmak ve anlamak, hatta fikir edinmek için dahi bu satırların yetersiz olduğunu söyleyebilirim. Çünkü kitap, yukarıda yazdıklarımdan çok, ama çok daha fazlasına sahip… Peyami Safa’nın derin psikolojik tahliller yaptığı, müthiş cümlelerle kendine hayran bırakan kitabı, materyalizme kendini hapsetmiş bireyin, ruhunu bulup ona ulaşamadıkça buhran içinde olacağından bahsetmekte. Samim’in defterinde bahsettiği, Simerenya adlı ülke, fazla ütopik görünse de, her insanın az-çok hayalini kurduğu bir yaşamın izlerini taşımakta. Dışarda olaylar olurken, Samim’in defterine yazdıkları ise, onun iç dünyasına girmemizi ve Peyami Safa’nın derin psikolojik tahlilleri ne kadar ustaca yaptığına şahit olmamızı sağlıyor.

İtiraf etmek gerekirse, ‘Yalnızız’ı okurken bu kadar düşüneceğimi ve öğreneceğimi tahmin etmiyordum. Kesinlikle Türk Edebiyatı’nın en önemli eserlerinden biri olduğunu ve herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Dili ağır olabilir, anlarken zorlanabilirsiniz ama emin olun ki bütün bunlara değer…

 

‘’Okul kitapları ve dersleri bize başkalarının bilgilerini ve keşiflerini gösteriyor ve güya, bilgi yolunda en kısa yoldan götürüyor. Hakikatte bu öğretim usulü, bize gerçekleri ve fikirleri anlamak yerine, hazırlop bilgileri ezberlemekten başka bir şey olmayan bir papağanlık öğretiyor.

 

En çok düşündüğümüz kelimeyi en az kullanmaya bizi mecbur eden gururumuzu aldatmak için, sevmek fiiline sözden başka ifade şekilleri ararız.

 

….birçok hastalıkların sebebini hastanın vücudundan evvel hayatında aramak lazımdır. Yani hastalık, çok defa kaderin aksiliklerine karşı ruhun ve onun peşinden vücudun isyanıdır.

 

Hayat da böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki,o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan, ve boğulur, Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. Menfi, miskin, aciz bir tevekkül değildir bu. Anlıyor musun? İsyanın tekniğidir. Yeni sabırdır. Müspet, enerjik, iyimser bir sabır.’’

 

Benzer Kitaplar
1
YORUMLAR
Yorum Yaz
melal
25.06.2015 00:44

Çok hoş bir yazı olmuş.kitaba hemen başlamak isteği uyandırdı içimde kaleminize sağlık...

* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.