YALNIZLIKLAR HASAN ALİ TOPTAŞ

media574fca88c3c22.png
(0/10 Puan)

Yalnızlıklar Hasan Ali Toptaş

A+ A-

Yalnızlık, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde ‘Yalnız olma durumu, kimsesizlik. Kimse bulunmama durumu, ıssızlık, tenhalık.’ Şeklinde tarif ediliyor. Yalnızlık sanıyorum, özellikle  yaş aldıkça, korkulan ve acınılan bir durum. Sadece Allah’a atfedilen bir kavram. Yalnızlık, kötü... O yüzden, ileride yalnız kalmamak için aileler kurar, çocuklar yaparız. Arkadaşlar, dostlar ediniriz. Hayvanlar besleriz, yahut çiçekler ekeriz saksılarımıza. Bir gruba dahil olmak isteriz, kendimizi ait hissetmek için… Yalnız insanlara şaşar hatta acırız da, kalabalığın içindeki yalnızlığımızı göremeyiz mesela. Dünyadaki dengeyi sadece bitkiler, hayvanlar,  doğa için zannederiz de insanı katmayız işin içine… Çünkü artık doğanın bir parçası değiliz, koparıldık ve kopardık. Halbuki insan, aşırılıklara meyilli olsa da ancak dengede huzurlu olabilir. Yani insan, toplumda yaşar ve birbirine muhtaçtır ama bir o kadar da yalnızdır aslında. Ortadadır insan; hem yapayalnızdır hem değildir… Ne var ki, bunu idrak etmek için düşünmesi gerekir, yalnız başına… Düşünmek mesela, düşündüren biri olsa da yanınızda, yalnız başına yapılır. İnsan bazen düşünmemek için kalabalıklara karışır. İnsan, kalabalıklardan sıyrılamadığı için düşünemez kimi zaman, ama düşünmesi için, düşünecelerini tetikleyecek insanlara da ihtiyacı vardır. İnsanlar da farklı farklıyızdır tabii, kimimiz yalnızlıktan şikayet ederken, kimimiz bir türlü yalnız kalamadığımızdan yakınırız. En sevdiklerimizle keyifli vakit geçirirken mesela, ağızdan çıkan bir sözle yapayalnız hissedebilir yahut yalnız kalmak için bahaneler arayabiliriz. Çelişki değil bu kanımca. Çok düşündüm yalnızlık üzerine… Ben, tek başınalığa daha yakın olsam da; ne onunla, ne de onsuzluktur yalnızlık…

Hasan Ali Toptaş, mükemmel öyküleri ve romanlarından sonra, şiirleriyle de kalbime taht kurdu. ‘Yalnızlıklar’, yazarın yalnızlıkla ilgili şiirlerinden oluşmakta. Ancak, bu şiirler birbirine o kadar bağlı –ve aynı zamanda birbirinden o kadar bağımsız ki- bir durum öyküsü okuyor gibi hissettim. Tam manasıyla ifade etmem gerekirse, okuduğum bir yalnızlık destanıydı diyebilirim. Çok gündelik, basit, hayatın içinden, muhakkak okuyan herkesin bir tarafına dokunacak cümleler var kitapta. Yani, öyle üst düzey bir yalnızlıktan bahsetmiyor Toptaş… Zaten bu yüzden etkiliyor insanı. Kaçtıklarımızı, görmek istemediklerimizi, kabul edemediklerimizi koyuyor önümüze. Bir de bunları dildeki ustalığıyla harmanlıyor, ortaya unutulmaz bir kitap çıkıyor. Böyle bir kitabı elimden bırakamadığımı söylesem şaşırmazsınız. Ne var ki, keyifle okuduğumu söyleyemem. Keyifle okuyamayacağım kadar acılı bir kitap. Toptaş’ın şimdiye kadar okuduğum kitapları bende daha çok edebi anlamda hayranlık uyandırırdı. Örneğin, bir Oğuz Atay, Cemil Meriç, Ahmet Hamdi Tanpınar yahut Peyami Safa okurken, çoğu zaman yazarla hemhal olduğumu hissederim. Toptaş ise, çok sevmeme rağmen, bu anlamda bana biraz ulaşılmaz gelirdi hep. Fakat bu kitabında tam manasıyla kendimi buldum diyebilirim. Az önce kitabı açıp çizdiğm satırları okurken, bir kez daha yüreğim titredi, gözlerim doldu… O kadar derinden hissettiğim cümleler ki, burada paylaşmaktan vazgeçtim. O zaman içimi fazlasıyla açmış olacaktım, Bu da bana iyi gelmeyecekti. Dedim ya, ben daha çok tek başınalığa yakın biriyim…

İnsanın edebiyat ve sanatla ilgilenmesinin –yapmasa dahi- ruhuna iyi geldiğinden artık kesinlikle eminim. Kişi, okudukları yüzünden bunalsa, depresif dahi olsa, korkmayıp sürecin sonuna kadar giderse, hakkı sayılır zihinsel/ruhsal bir sıçrama yaşayacağını düşünürüm hep. Kendimde de çok tecrübe etmişimdir. Pek yanılmadım şimdiye kadar… O yüzden, canınız acır, üzülürsünüz diye korkmayın ‘Yalnızlılar’ı okuyun…

Yabancılaşma ve yalnızlıkla ilgili son aylarda birçok mail alıyorum. Hazır yazının konusu da bu iken, ilk paragraftaki cümlelerimi daha anlaşılır bir hale getirip sunmak istedim. Fakat o kadar uzun bir paragraf oldu ki, silmek zorunda kaldım. Sanıyorum biraz daha düşündükten sonra bununla ilgili uzunca bir yazı -kitaptan bağımsız- yazmam daha uygun olacak. O zamana kadar bu konuyla ilgili –en azından şimdilik- ne sonuca vardığımı paylaşabilirim, merak edenler için: Yalnızlığı hiçbir zaman kötü bir şey olarak görmedim. Bana göre yalnızlık, ne insanlardan el ayak çekmek, ne mahkumiyet, ne de acınılası bir durum. Bana göre yalnızlık, kişinin kendisiyle kalabalık arasına çektiği çizgidir, bir sınırdır yalnızlık. Ve herkese lazımdır… 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.