YERYÜZÜNE DAYANABİLMEK İÇİN TEZER ÖZLÜ

media5565473aef1b1.png
(0/10 Puan)

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin Tezer Özlü

A+ A-

Bir kitap için ne kadar güzel bir isim, değil mi? Özlü’nün diğer kitaplarını da okumuş olduğum için, bu başlıkla neyin kastedildiğini daha okumadan anlamıştım. Belki de hemen hemen benzer düşüncelerde olmamızdan da kaynaklanıyor bu durum.  Hayat, herkes için zor. Herkesin yaşadığı zorluklar farklı. Ne var ki, herkesin bu zorlukları algılama, yorumlama ve üstesinden gelme şekilleri de farklılık gösteriyor. Kendi adıma söylemek istersem, yeryüzüne dayanabilmemde bana yardımcı olan üç şey var; inancım, sevdiklerim ve kitaplar… Bu üç şey olmasaydı, hayatın benim için en ufak bir cazibesi olmazdı sanıyorum. İnsanın imkanları dahilinde yeni yerler görmesi, istediği bir şeye sahip olması yahut ne bileyim, başarılı işler yapması elbette keyif vericidir. Ancak, ben oturduğum yerde okuduğum3-5 sayfayla, yukarıda saydığım ve daha aklıma gelmeyen, onca şeyden daha fazla keyif alıyorum. Yeryüzüne dayanabilmek için kendi adıma, edebiyat şart…

Özlü’nün, yurt dışındayken Türkiye’deki dergilere gönderdiği yazılardan derlenen kitap okuyucuya, yazarın sanatın diğer dallarıyla da nasıl ilgi ve alaka içerisinde olduğunu görme fırsatı sunuyor. Edebiyattan resime, sinemadan heykele, yaptığı gözlemler, eleştiriler, yorumlar ve ropörtajlarla Özlü, yazarlığının dışında entelektüel yönüyle de karşımıza çıkıyor. Ancak bu, bambaşka bir yazarla karşı karşıya olduğumuz hissini vermiyor. Hüzün, yazılarının yine olmazsa olmazı. Böylece okuyucu, aşina olmanın ötesinde, yazarla bütünleşen bu duyguyla, yazarın yeni yönlerini keşfetme, onu daha yakından tanıma fırsatı buluyor. Kafka ve Zweig hakkındaki yazıları, festivallerde izlediği filmler hakkındaki yorumları ve özellikle Tarkovski ropörtajı oldukça ilgi çekici ve okuyucuyu entelektüel açıdan yükseltecek türden. Tüm yazıları ilgi ve alakayla okudum ancak, Tarkovski’yle yapılan ropörtaj kesinlikle favorim!

Kitapta bulunan yazılar Özlü’nün deneyimlerini daha profesyonel bir gözle kaleme aldığını gösterse de bu, yazılarında duygularına yer vermediği manasına gelmiyor. Yazarın diğer kitaplarındaki üslup burada da göze çarpıyor ancak asla sırıtmadan, bilakis okuyucuyu içine çekerek, konuyla mükemmel bir bütünlük oluşturuyor. Bence bu yazıları bu kadar okunur kılan ve hafızada yer etmesini sağlayan da bu olsa gerek. Yeni nesil yazar ve eleştirmenler, özellikle dil ve üslup açısından bu kitabı okumalılar, bence.

Tezer Özlü’yü ilk defa okuyacaklar için bu kitap uygun mudur bilmem. Bana sorarsanız, ‘Çocukluğun Soğuk Geceleri’ yahut ‘Yaşamın Ucuna Yolculuk’la başlanmasını öneririm. Ardından ‘Kalanlar’ yahut ‘Zaman Dışı Yaşam’ okunabilir. Böylece Özlü’nün ruhununun derinliklerini keşfedip ‘Yeryüzüne Dayanabilmek İçin’den daha fazla keyif alınabilir, diye düşünüyorum. Buraya gelene kadar yazarın dört kitabını saydım. Gözünüz korkmasın. Özlü’nün yazdığı tüm kitapları toplasanız 400 sayfa etmez. Ama bu, Türk Edebiyatı’nda edindiği yeri etkilemiyor Yani burada bir kez daha görüyoruz ki; bir yazarın ne kadar çok yazdığı değil, ne ve nasıl yazdığı önemli, kalıcı olabilmesi için…

 

‘’ Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması güç bir işlemdir. Ama insan bi kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazılır. (Ya da kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar.

 

Bilinçsiz bir yaşam, insan yaşamı değildir.’’

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.