YÜKSELTİN TAVAN KİRİŞİNİ, USTALAR VE SEYMOUR: BİR GİRİŞ J.D. SALİNGER

seymour
(0/10 Puan)

Yükseltin Tavan Kirişini, Ustalar ve Seymour: Bir Giriş J.D. Salinger

A+ A-

Salinger, gözlerden uzak bir hayat yaşadığı için, en merak edilen yazarlar arasındaydı ve dolayısıyla hem hayranları hem de basın, her an peşindeydi. Ne var ki huysuz biriydi kendisi. Senelerce ne fotoğraf çektirdi, ne röportaj verdi ne de tanımadığı insanlarla konuştu… Eşi ve çocuklarına rağmen ayrı bir kulübede yaşadı, onları çok az gördü ve sonunda karısı iki çocuğunu da alarak onu terk etti. Yazarlığının ilk yıllarında böyle değildi ancak belki şöhret, belki askerlik yaparken gördükleri onu etkiledi ve inzivaya çekilerek kendisi için hayattaki en önemli şeye, yazmaya verdi kendini… Kadınları da severdi Salinger, özellikle de genç kadınları. Fakat ne kadar eğlenceli ve hoş sohbet olsa da işini etkileyen hiçbir şeye tahammülü yoktu… O ortama doğmasına rağmen cemiyet hayatından uzak duran, öykülerinin yayımlanması için çabalayan, sevdiği kadını ardında bırakarak II. Dünya Savaşı’nda askerlik yapan, öfkeli, kırgın ve hassas yazar Jerome David Salinger’ın biyografisi ikinci kez 2013 yılında çekildi. Ben de ilk kez dün izledim. Harika bir biyografi olduğunu söylemem ama izleniyor. Ben Salinger’a neredeyse hayran olduğum için, büyük bir heyecanla izledim fakat bence çok daha iyi hazırlanabilirdi bu biyografi. Yine de yazarla ilgili bilmediğim, daha önce hiçbir yerde görüp okumadığım bilgilerle karşılaşmak da keyifliydi. Ama genel olarak çok hüzünlüydü, kuşkusuz. 

İsminden de anlaşılacağı üzere, Salinger’ın bu kitabında iki tane öykü bulunuyor. Bu iki öykü de, ‘’Franny ve Zooey’’den hatırlayacağınız Glass Ailesi üyeleri hakkında… ‘’Yükseltin Tavan Kirişini, Ustalar’’ adlı öyküde, anlatıcı Buddy Glass II. Dünya Savaşı sırasında ordudan izin alarak ağabeyi Seymour’ın nikahına gelir ancak damat olan ağabeyi nikaha katılmaz. Nikah dönüşü Buddy, baş nedime ve bazı akrabalarla aynı limuzine biner ve elbette ağabeyi için konuşulanlara tanık olur. Buddy’nin Seymour’ın kardeşi olduğunu bilmedikleri için herkes, damadı kendine göre yargılar, yerden yere vurur… Seymour’ın davranışı affedilemezdir ama onu bu davranışa götüren nedenler, biraz da Buddy’nin bulacağı günlükte gizlidir… ‘’Seymour: Bir Giriş’’ adlı öykü, tam da adı gibi, Seymour’ın nasıl biri olduğu hakkında bir giriş niteliğindedir ve anlatıcı yine kardeş Buddy’dir. Seymour 1948’de intihar etmiştir ve Buddy, herkesten uzakta geçmiş günlerini ve hayran olduğu ağabeyi ile ilgili anılarını düşünmektedir. 

‘’Franny ve Zooey’’ adlı kitaptaki uzun öyküde, Glass Ailesi ile ilgili daha çok bilgi bulunuyor. Mesela ailedeki tüm çocuklar (yedi çocucuğun yedisi de) ya üstün zekalı ya da yetenekliler. Bu da öykülerde geçen diyalogları daha anlamlı bir hale getiriyor bence. Hoş, öykülerini okuttuğunda editör, bu kadar yetenekli çocuğun bir arada olamayacağını, dolayısıyla öykünün inandırıcılığının olmadığını söylemiş Salinger’a ama ben şahsen Glass Ailesi’nin hikayelerini okumayı seviyorum. Özellikle ilk öyküyü okurken öyle çok ironiyle karşılaştım ki bir güldüm bir ağladım. Ağlanacak şeylere güldüm, gülerken ağladım falan… Salinger’dan böyle bahsettiğimde insanlar şaşırıyor. Çoğu insan hikayelerindeki karakterleri kibirli, kendini beğenmiş, acımasız ve rahatsız edici buluyor, Salinger’ın tarzının içlerini şişirdiğini, neyi niçin yazdığının belli olmadığını söylüyorlar. Bu eleştiriler yerindedir belki ama muhtemelen ben neyin ne olduğuyla değil, neden ve nasıl öyle olduğuyla ilgilendiğimden hikayelerin ya da  karakterlerin ardındaki kırılmışlığı seziyorum galiba. Öte yandan hem Salinger’la hem yarattığı karakterlerle kendimi özdeşleştirdiğim birçok yön de var tabii… Var yani, artık bunca sene sonra sizden saklayacak değilim… 

‘’Çavdar Tarlasında Çocuklar’’ı ilk kez okuttuğunda editör, Holden’ın tam bir deli olduğunu söylemiş ve Salinger gözleri dolarak odadan çıkmış, merdivenlerden koşarak inip binayı terk etmiş… Eh, Salinger’ın hemen her öyküsünde ve kitabında otobiyografik öğeler olduğunu biliyorsak alınmasını da anlamalıyız. İyi ki her türlü eleştiriye, müdahaleye, iyi ki her şeye rağmen yazmış. İnsanların bizim için dediklerini bu kadar takmasak keşke… 

 

 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.