ZAMANE ENGİN GEÇTAN

zamane
(0/10 Puan)

Zamane Engin Geçtan

A+ A-

Sene başında kaybettiğimiz Engin Geçtan, sadece bir psikiyatrist değil, aynı zamanda bir yazardı… Lise eğitimini de İzmir’de tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ ni bitirdi. Ardından New York ve Columbia Üniversiteleri’nde öğrenim gördü. Türkiye’deki önemli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Psikoloji ve nöroloji dallarında öğrenim gören Geçtan, mesleği olan psikiyatrlığa devam ederken birçok kitap yazdı. Önceleri mesleki konulara değinen Geçtan, daha sonra bu konuları edebiyatla birleştirerek okuyuculara sundu. Kendine özgü terapi yöntemleri geliştirdi, öğrenciler yetiştirdi ve kitapları vasıtasıyla birçok insana ulaşarak- değim yerindeyse- dolu dolu bir hayat yaşadı. 

Geçtan ‘’Zamane’’ adlı kitabını, ülkede olup bitenlerin psikiyatrik boyutunu, anladığı kadarıyla, paylaşmak için yazdığını ifade etmiş. Kitap yüz sayfalık ancak yirmi bir tane denemeden oluşuyor. Başlıklarından bazıları şöyle; Varoluş Suçluluğu, Kimlik Sorunları, Aidiyet Duygusu, Çocuk Yalnızlığı, Korku ve Ensest. Kitaplarında daha çok varoluş ve insan ilişkilerine değinen yazar, bu kitabında da insan ve topluma dair dikkat çekici tespitlerde bulunuyor. Bunu yaparken mesleki deneyimlerini de okuyucuyla paylaşıyor. Özgürlük, özerklik, otorite, depresyon, bastırılmış öfke ve narsisizm gibi birçok konuya, hem terimleri açıklayarak, hem de neden-sonuç ilişkisi kurarak değiniyor. Kitapta değerlere ve inançlara dokunan yanlar olduğunu belirten Geçtan, yargılamadan ve kimseyi rahatsız etmeden yazmaya çalıştığını ifade etmiş. Sadece bu kitabında değil, okuduğum her kitabında mütevazi, mesafeli ve ölçülü bir tavrı vardır. Yargılamaz, anlamaya çalışır ve bunu yaparken olayın geçtiği zamanı/dönemi göz ardı etmez. Ona göre, yargılama devreye girdiğinde olup biteni anlamak olanaksız olur. 

Kitabı alıp, içine şöyle bir  bakıyorum. Çizdiğim birçok yer var. Kendisini hiç tanımadım ama ebeveynlerimden öğrendiğimden fazlasını, Geçtan’ın kitaplarından öğrendim. Akıcı ve anlaşılır üslubu sayesinde, her defasında, kitap okuyor gibi değil, onu canlı dinliyor gibi hissettim. Eğitimli, tecrübeli, üretken ve bilgili bir insan olup da göz önünde olmamasına rağmen bu kadar okunuyor ve seviliyor olması da dikkat çekici, bana göre. Geçtan’ı diğerlerinden ayıran onca özellikten biri de tevazusu olmalı… Onun kitaplarını okurken ve sonrasında hep bir aydınlanma yaşanıyor. Çevreye bakışımız, onu algılayışımız değişiyor. Bu güzel. Fakat çevreyi oluşturanlar, insanlar ve arasında biz de varız. Bu gibi değerli kitapları, başkalarını suçlamak için değil, önce kendimizin sonra diğerinin farkına varmak için okumakta fayda var. 

Geçtan’ın vefat ettiği hafta, onu yıllar önce tanımış biriyle bir araya geldim. Üzüntülerimi belirttim tabii, bencil bir şekilde: ‘’Keşke biraz daha yaşasaydı.’’ falan dedim. Karşımdaki ise Geçtan’ın, son derece verimli geçirdiği hayatını anlattı biraz. Bu kısa konuşmanın sonunda ben de, yapacağı her şeyi yapmış ve gitmiş olduğu duygusunu hissettim ama hemen ardından, yine de çok üzüldüğümü ekledim. Benim kafamdaki ‘’aydın’’ anlayışına uyan birkaç insandan biriydi çünkü. Başkası, başka bir yerde, başka bir zaman bunu söyleseydi bu kadar etkiler ve rahatlatır mıydı beni, bilmiyorum ama Geçtan’ın ölüm hakkında, ona söylediği bir sözü iletti bana: ‘’Ölüm de bir varoluş şeklidir.’’ 

Benzer Kitaplar
YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.