'KÜRK MANTOLU MADONNA'YI NEDEN ÇOK SEVİYORUZ?

10 Mart 2016

A+ A-

Sabahattin Ali ile tanışmam yaklaşık on altı sene evveline, 2000’li yılların başına rastlar. Böyle bir yazarla tanışmak için oldukça geç kalmış olduğumu itiraf etmem gerekir. Ancak düşünüyorum, lise sonuncu sınıfa kadar Sabahattin Ali yahut onun eserlerinden herhangi birini çalıştığımızı hatta onlardan bahsettiğimizi bile hatırlamıyorum. Bana kalırsa Ali’nin tüm kitapları lise zamanında okunmalı, ikinci okumalar da yirmili yaşların sonu, otuzların başında yapılmalı. Ama biz ne dersek diyelim, her şey olması gereken zamanda, olması gerektiği gibi oluyor. Bense, henüz yirmili yaşlara adım atmamışken, çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi olan ‘Kürk Mantolu Madonna’yla tanıdım Sabahattin Ali’yi… Sonraki yıllarda da neredeyse tüm romanlarını, öykülerini okuyarak külliyatını tamamlayınca, başladığım yere döndüm ve Madonna’yı geçen aylarda tekrar elime aldım…

Herkesin bildiği gibi; içe kapanık, küskün, kimseyle konuşmayan ve hiçbir hakarete dahi cevap vermeyen Raif Bey’in, gençliğinde yaşadığı kırık ve kırgın aşk hikayesi anlatılır kitapta. Güzel kitaptır ama klişedir. Kurgu, insanı şaşırtmaz, her şey okurun beklediği- neredeyse ezberlediği eski Türk filmlerindeki- gibi bir seyir izler. Peki çoğumuz, televizyonda benzer filmleri gördüğümüzde kanal değiştirirken, bize ‘Kürk Mantolu Madonna’yı bu kadar sevdiren ne? Genel okuyucuya bakıldığında, hikayenin acıklı oluşu beğeniyle orantılı. Malumunuz, ülkemizde bir film gösterimi çıkışında dahi ‘Filmi nasıl buldunuz?’ sorusuna verilen, ‘Ay, çok ağladım.’ yanıtı, –ki bu sorunun yanıtını mıdır, tartışılır- birçok kişinin dikkatini çekerek, onlara sinemanın yolunu tutturuyor. Türk insanı sebepsiz yahut kimseye açıklama ihtiyacı duymadan, ulu orta istediği gibi ağlayamadığı için, sinemada acıklı filmler izleyerek ağlamasına ‘mantıklı’ yahut daha anlaşılır bir sebep buluyor herhalde.

Daha farklı bir gözle okuyan okur kitlesi de var ki, onlara sorulduğunda bu acıklı öyküde dikkat çeken unsurlar, diğer okuyucularınkinden biraz daha farklı. Ben de öyle düşünüyorum ki, Ali’nin sadece bu kitabını değil, diğer kitaplarını da etkileyici kılan esas unsurlar; dil ve üslubu, hemen ardından da karakter tahlilleridir. Sabahattin Ali’yi hemen herkes okuyabilir ve anlar. Sade ve akıcı bir anlatımı vardır. Okuyucuyu yormaz. Cümleleri zorluğundan değil, duygusunu iyice anlamak için dönüp, tekrar tekrar okuruz. Ali’nin betimlediği duygular gerçektir, gerçekçi bir şekilde yansıtılarak okura ulaşır ve o cümleleri unutulmaz kılar.

Bir kitabı büyük bir çoğunluğun okuması ve beğenmesi iyidir, hoştur elbette ama bu durum suistimale de açıktır. Okuyup okumayan, anlayıp anlamayan, etkilenip etkilenmeyen herkesin dikkat çekmek için kullandığı bir meta haline gelmiştir ‘Kürk Mantolu Madonna’. Bu durum ne romanın değerinden, ne de Sabahattin Ali’nin yazarlığından da bir şey eksiltmez tabii ki ama bana göre fazladan bir katkısı da olmaz. Değerli bulduğum kitapları, evvelden herkes okusun, o kitaplar herkes tarafından bilinsin ve anlaşılsın isterdim. Ancak son birkaç senedir bu arzuma tamamen muhalifim. Sevdiğim yazarların yahut kitapların popüler olmasından korkar oldum. İstemiyorum da… Beğenecek dahi olsam, eğer bir kitap, bir dönem herkes tarafından okunuyorsa asla oralı olmuyor, belki daha sonra okuyor yahut hiç mi hiç ilgilenmiyorum.

Sabahattin Ali benim için daha çok öyküleri ve şiirleriyle öne çıkan, romanlarından ise ‘İçimizdeki Şeytan’ı  favorim olarak gösterebileceğim, değerli bulduğum yazarlardan biridir. Ancak yazar kişiliğinin yanında hayat hikayesi de beni oldukça etkiler. Sanıyorum ki yaşamı, ölümü ve ortadan kayboluşu beni derinden etkilediği ve duygulandırdığından, kitaplarına yaklaşımım da biraz kırılgan oluyor. Ne olursa olsun böyle bir yazarın naaşının bulunamaması, çok sevdiği Kaz Dağları’nda temsili bir mezar yapılması ve nerede, ne olduğunun, nasıl vurulduğunun tam manasıyla bilinmemesi, sadık bir okuru olarak beni çok üzüyor ve utandırıyor. Eğer bu yazıyı okuyan siz, gerçekten bir Sabahattin Ali hayranı olduğunuzu düşünüyorsanız, önce onun hayatını öğrenin, sonra da diğer bütün kitaplarını yavaş yavaş okumaya başlayın. Evet ‘Kürk Mantolu Madonna’ kült bir kitaptır ama Ali’nin tek değerli eseri değildir, şüphesiz…

 

 

YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.