2016'NIN ARDINDAN...

02 Ocak 2017

A+ A-

 

Geçen sene bu yazıyı yazarken, memleket ve dünyadaki ölümlerin çokluğundan bahsedip, bunların bende yarattığı psikolojik tahribata değinmişim. Yeni bir olayla karşılaşan yahut olayın gerçekliğini ilk kez yüreğinde hisseden birinin taze dehşeti, ısrarlı reddedişi, alışmamak için direnmesi ve bazı şeyleri değiştirmeye dair inancını, kendi yazdığım satırlarda hissetmek ve hemen ardından şu anki halime bir dönüp bakmak, benim için de bütün bir senenin analizini yapmak gibi… Bir sene, on iki ay, elli iki hafta yahut sekiz bin yediyüzaltmışbeş saatin sonunda, maalesef ben, yine eski ben değilim. Her an, her yerde yaşanan patlamalar, savaşlar, hayatını kaybeden insanlar, açlık, cinayetler, istismarlar ve daha nicesine tanık olup da umudumu yitirmemek benim için çok zor. Yeni umutlar yeşertmiyorum ancak elimde kalan umut kırıntılarını da mümkün olduğunca korumaya çalışıyorum. Alışmak istemememe rağmen alıştığımı görüyor olmak ama buna rağmen kabullenmemek için direnmek, pek de kolay değil…

Bununla beraber, insanların ayrıştırıcı, bölücü ve kutuplaştırıcı tavır, davranış ve konuşmalarına şahit olurken akıl ve ruh sağlığımı korumakta ciddi sıkıntılar yaşıyorum. Tartışmayı bilmiyoruz. Bilgi sahibi olmadan fikir beyan ediyoruz. Fikir söylerken de ne üslup ne yol yordam tanıyoruz. Kaba ve küfürlü konuşmayı dobralık sanıyoruz. Karakterimizin yerine kariyerimizi, vicdanımızın yerine performansımızı koyuyoruz. Bütün bunlar da yetmezmiş gibi kendimiz gibi olmayan, kendimiz gibi konuşmayan yahut tepki vermeyenleri yerden yere vurup dışlıyoruz. Ve hatta ölse üzülmüyoruz, bir de üstüne ‘oh’ çekiyoruz. Bütün bunlar yaşanmıyormuş gibi, patolojik bir iyimserlik içinde olan ve sayıları gittikçe çoğalan ilginç ve bence son derece antipatik bir güruh var… Bu konuya henüz girmek istemiyorum zira sinirlerimi daha fazla germek niyetinde değilim. Biraz daha gözlemleyip, okuyup, düşündükten sonra bu konuyu eni konu ele alacağım.

Bu sene birçok kitap okudum. Okuduğum kitapların tadına vardığımı söyleyemeyeceğim. Çünkü bana göre, artık hiçbir şeyin eski tadı yok. Ama işte şu her canlının içindeki yaşam güdüsü var ya…

Bu senenin listesi de şöyle;

 

Sadık Hidayet- Kör Baykuş

Vus’at O. Bener- Kapan

Jean-Paul Sartre- Sözcükler

William Faulkner- Ses ve Öfke

Yusuf Atılgan- Aylak Adam

Emile Ajar- Onca Yoksulluk Varken

Karen Horney- Çağımızın Nevrotik Kişiliği

Herman Hesse- Bozkırkurdu

Erich Maria Remarque- Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

Necip Fazıl Kısakürek- Bir Adam Yaratmak

Albert Camus- Sisifos Söyleni

Platon- Sokrates’in Savunması

Ferit Edgü- Do Sesi

Sigmund Freud- Rüya Yorumları I-II

Hasan Ali Toptaş- Harfler ve Notalar

Gündüz Vassaf- Cehenneme Övgü

Bilge Karasu- Göçmüş Kediler Bahçesi

George Orwell- Paris ve Londra’da Beş Parasız

Filibeli Ahmet Hilmi- A’mak-ı Hayal

Michel Foucault- Büyük Yabancı

E.M. Cioran- Çürümenin Kitabı

Ferit Edgü- Av

Boethius- Felsefenin Tesellisi

J.D.Salinger- Çavdar Tarlasında Çocuklar

Michel Tournier- Cuma ya da Pasifik Arafı

Rollo May- Özgürlük ve Kader

Ahmet Hamdi Tanpınar- Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Oruç Aruoba- İle

Jorge Luis Borges- Ficciones

Oğuz Atay- Oyunlarla Yaşayanlar

Herman Melville- Katip Bartleby

Cemil Meriç- Bu Ülke

Victor Hugo- Sefiller

Nikolay Gogol- Palto

 

 

 

YORUMLAR
Yorum Yaz
* Üyelik gerektirir. Üye olmak için tıklayınız.